‘Gücünü yitirmekten korkan bir elit’in, Oturan Popo’ya yanıtı!
The Economist dergisi, bu haftaki “analiz” yazısını, Türkiye’de son günlerde askerle iktidar arasında tırmanan gerilime ayırmış... Bu uzun yazı, ilginç bir saptamayla sona ermiş:
“Türkiye’deki laik elitin en büyük kaygısı, tırmanan İslam değil, güçlerini kaybediyor olmaları...”
***
Bu “analiz”, gazetecilik öğrencilerine ders olarak okutulmalı... Adı da belli:
“Eğer bir gazeteci oturma organını kaldırıp, yazmaya tenezzül ettiği ülkeye gitmezse, sokaklarında dolaşmazsa, insanlarıyla konuşmazsa... Saçmalar!”
***
“Elit” miyim orasını bilemem... Ama; laikliği savunan sıradan bir Türk vatandaşı olarak bu yorumu yapan “Oturan Popo”ya söylemek isterim ki:
Benim en büyük kaygım, senin öne sürdüğün gibi ne “tırmanan İslam” ne de “gücümü kaybetmem...”
Eğer İslam, sadece “halkımın tercihi” doğrultusunda “tırmanıyor” olsaydı, buna sadece saygı duyardım...
“Gücümü kaybetmekten korkmama” gelince... Oralardan nasıl görünüyor bilmem ama sevgili Oturan Popo kardeşim; aslında kastettiğin kesimlerin bu ülkede hiçbir zaman gücü olmadı!
Sosyal adaleti, gelir dağılımında eşitliği istediler; komünistlikle suçlanıp işkencelere uğratıldılar...
Feodalizme, toprak ağalığına karşı çıktılar; hücrelere tıkıldılar!
Emperyalizme tepki gösterdiler; 12 Mart’ta ve 12 Eylül’de kıyıma uğratıldılar...
Daha fazla demokrasi için tavır koydular; hainlikle suçlandılar...
Avrupa Birliği kriterlerine uyum yasalarının bir an önce çıkarılması için harekete geçtiler; senin de yaptığın gibi “elit” diye aşağılandılar!
***
Barış istediler, dayak yediler. Kardeşlik istediler, öldürüldüler...
Yani her zaman dışlandılar, örselendiler, kâğıt gibi buruşturulup bir kenara atıldılar!
İşte; bu insanlar ve onlardan biri olarak ben; “dinin ticarete ve siyasete alet edilmesi”nden rahatsızız; sevgili kardeşim Oturan Popo!
Tek isteğimiz; bu “tüccarlar”ın, yoksul halkımızın dini inancını kullanarak cukkalarını doldurmalarının önüne geçilmesi...
Biz de en az senin kadar; çağdaş, demokratik, sosyal, laik bir hukuk devleti istiyoruz...
Bu yüzden, dini kurallarla yönetilen bir ülkeye doğru gidişi içimize sindiremiyoruz!
Ama; “şeriat ya da darbe” ikileminde kalmaktan da nefret ediyoruz...
Hele hele; sırf din devletine karşı çıktığımız için, darbeci olarak gösterilmemiz, içimizi kanatıyor!
***
Şimdi sen; bizi aşağılamaya, kaygılarımızı küçümsemeye kalkışıyorsun!
İran’da yaşananları nasıl anlamıyorsan, benim ülkemi de aynı kadere sürüklemek isteyenlerin ekmeğine, bilerek ya da bilmeyerek yağ sürüyorsun...
Kendi adıma senden bir şey istiyorsam, namerdim Oturan Popo kardeşim!
Bizim buralarda bir söz vardır; tek beklentim o, senden:
Gölge etme, başka ihsan istemez!
***
GÜNÜN SORUSU
Meclis Başkanlığı’na sunulan dokunulmazlık dosyalarının sayısı 409’a çıkmış... Diğer bir deyişle, mahkemeler, milletvekillerimizi 409 ayrı suçtan yargılamak istiyor ama; yargılayamıyor!
Genelkurmay Başkanı’nın bile sivil yargıda yargılanmasına yeşil ışık yakan iktidar bu tablodan utanmıyor mu?
***
3,1 milyon AKP’li, ‘edepsiz’ çıktı!
Hani; Başbakan, partisine “AKP” diyenleri “edepsizce davranmak”la suçluyor ya... Bunun üzerine, seçim sonuçlarını bugüne kadar en isabetli olarak tahmin eden araştırma şirketi A&G bir araştırma yapmış.
Son yerel seçimlerde oylarını Adalet ve Kalkınma Partisi’ne verenlere, “Partinin ismini nasıl söylüyorsunuz” diye sormuş...
Her 100 kişiden yüzde 20,4’ü, “AKP diyorum” demiş...
Bu yüzde 20,4; aşağı yukarı 3 milyon 100 bin kişiye denk geliyor!
Dikkat edin; bu araştırma, Başbakan’ın, AKP diyenleri edepsizlikle suçlamasından sonra yapıldı... Buna rağmen AKP’ye oy verenlerin yüzde 20,4’ü “edepsizlikle” suçlanmayı göze aldı.
Her kesimle kavga etmeyi alışkanlık haline getiren Başbakan, böylece kendi seçmenine “edepsiz” diyen ilk siyasetçi olarak tarihe geçti!
***
BÜYÜKANIT ARTIK KONUŞMALI (18)
Başbakan, “Dolmabahçe’de konuşulanlar benimle mezara gider. Sadece Büyükanıt konuşursa ben de şeyleri söylerim” dedi; eski Genelkurmay Başkanı ağzını bile açamadı...
Sayın Büyükanıt: Siz susmayı sürdürdükçe, bizim merakımız artıyor... Görmüyor musunuz?